Günlük yaşamda aynı kavramlarmış gibi algılanan ve çoğu zaman bu yanılgı ile kullanılan “akıl” ve “zeka” kavramları aslında birbirlerinden farklı iki kavramdır. Akıl; kısaca doğru ve yanlışı birbirinden ayırabilme becerisi olarak tanımlanabilmektedir. Zeka ise; bedenin ve zihnin sahip olduğu tüm yetenekleri bir arada kullanabilme; olay ve olguları önceden anlama, sezinleme ve sorun çözebilme yeteneğidir. Zeka, akıldan daha karmaşık bir kavram olarak gözüküyor olsa bile aslında akıl, zekadan daha üst düzeyde algılanan ve öyle kabul gören bir kavramdır.

Zeka, akıldan farklı olarak sonradan kazanabilen yetileri içermektedir. Akıl ise doğuştan var olan ( her insanda olan) bir kapasitedir ve derin düşünebilme, her konu karşısında derin bir anlayış ile farklı yorum getirebilme becerisidir.

Zeka ile akıl arasında en net farkları şu şekilde özetlemek mümkündür:

Akıl ölçülebilir değildir. Zeka ölçülebilirdir, bu konuda farklı testler uygulanmaktadır.

Zekanın sosyal boyutu da vardır, akıl teknik bir konudur. İnsan gelişimi ile birlikte akıl da, bir sağlık problemi söz konusu değil ise, otomatik olarak gelişmektedir. Zeka ise eğitimle gelişmektedir. Zekanın belirli türlerine yönelik bir alt yapı kişide söz konusu ise de ortaya çıkışı ve güçlenmesi eğitimler ve yönlendirmeler ile gerçekleşmektedir.

Akıl bir tanedir çeşitlere ayrılması söz konusu değildir. Zeka ile ilgili olarak birçok sav ileri sürülmekte, birçok çeşit zekadan bahsedilmektedir.

Akıl, her insanda doğuştan vardır; insanı diğer canlılardan ayıran özellik olarak kabul edilmektedir. Zeka, da her insanda belirli düzeylerde vardır, ancak her insanın gelişkin olan zekası farklı kategorilere dahil edilen türlerden biri olabilmektedir.

sinavonline.net