“Emotional Quotient (EQ)” olarak bilinen “duygusal zeka” kavramı son dönemlerde en popüler konular arasında yer almaktadır. IQ ile ilgili sorgulama ve bilgilenme düzeyi ileri düzeylerde iken, bu kavrama artık EQ kavramı da ilave edilmiş olup, bu yönde de sorgulama ve bilgilenme çabaları devam etmektedir.

Duygusal zeka, kısaca, kişinin hem kendisi, hem de diğerleri ile ilgili olarak duygusal konularda farkındalık ve bilinç sahibi olması halidir. Bu farkındalığın görülme şekli ise kendi duygularını ve başkalarının duygularını anlama, hissetme, yönlendirme ve yönetme hususunda kişinin beceri sahibi olmasıdır.

Konunun içeriğinden de anlaşıldığı üzere duygusal zekayı teknik bir konudan ziyade sosyal ve soyut bir konu olarak ele alma eğilimi fazladır. Hatta, kavramın tanımı ile ilgili de tartışmalar ve farklı görüşler sonlanmamış, sürekli gündemde kalmıştır. Bu becerinin bir tür zeka olmadığı yönünde dahi tezler zaman zaman gündeme gelmektedir. Aslında, kavramın içeriği ile ilgili tartışmalar devam ediyor olsa da ortak bir nokta vardır ki duygusal zeka insanlar arası iletişim açısından önemlidir ve önem verilmesi gereken konuların başında gelmektedir.

Duygusal zeka ile ilgili, IQ kavramından farklı olarak ileri sürülen hususlardan biri bu kavramın anlık ölçümler ile değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, kişilerin bu yöndeki yetilerinin zaman içinde artmasının mümkün ve de söz konusu olduğu şeklindedir. Bu nedenle, duygusal zeka konusu sosyal bir olgu olarak ele alınmalı, aile içi eğitimlerde, okullarda ve sosyal yaşamın her kademesinde bu beceriyi artırıcı tedbirlerin alınması önerilmektedir. İlişkilerde sergilenecek başarı toplumun alt yapısını teşkil edeceğinden sağlıklı ve güçlü toplumların teşkil edilmesi açısından çok önemli bir faktör olarak ele alınmalıdır.

sinavonline.net