|
A
B C D
E F G
H I J
K L M
N O P
Q R S
T U V
W Y Z
|
| 1. |
able
(s.) |
1.
yetenekli. 2. hünerli, becerikli. to be able to...
-ebilmek.
|
| 2. |
abnormal
(s.) |
anormal.
abnormality (i.) anormallik.
|
| 3. |
about
(z.) |
1.
aşağı ykarı, takriben, kadar. 2. her tarafta. 3. etrafta,
etrafına. 4. ötede beride, şurada burada. about 7 o'clock
saat yedi sularında.
|
| 4. |
above
(edat) |
1.
yukarısına, üstüne; yukarısında, üstünde. 2. -den yukarıya,
yukarıda, üstün. 3. daha çok.
|
| 5. |
accent
(i.) |
1.
vurgu. 2. şive
|
| 6. |
accept
(f.) |
1.
kabul etmek. 2. onaylamak, razi olmak. acceptable (s.)
kabul edilir, makbul. acceptance (i.) kabul.
|
| 7. |
accident
(i.) |
kaza,
arıza. accidental (s.) 1. kaza eseri. 2. rastlantı eseri,
tesadüfi. accidentally (z.) kazara, rastgele.
|
| 8. |
according
(z.) |
uygun
olarak. according to göre, nazaran. accordingly (z.)
binaen, bundan dolayı.
|
| 9. |
achive
(f.) |
başarmak,
yapabilmek. achivement (i.) başarı.
|
| 10. |
across
(z.) |
karşıya,
karşıdan, karşısına, karşısında. come across rast
gelmek.
|
| 11. |
action
(i.) |
1.
eylem, faaliyet. 2. etki.
|
| 12. |
actual
(s.) |
gerçek,
asıl. actually (z.) gerçekten.
|
| 13. |
address
(i.) |
1.
adres. 2. söylev, nutuk. (f.) hitap etmek.
|
| 14. |
adjective
(i.) |
sıfat.
|
| 15. |
admit
(f.) |
1.
kabul etmek. 2. girmesine izin vermek, almak. admission (i.)
1. kabul. 2. girme izni. 3. giriş ücreti.
|
| 16. |
adult
(s.) |
ergin,
erişkin, reşit.
|
| 17. |
advice
(i.) |
1.
öğüt. 2. tavsiye.
|
| 18. |
advise
(f.) |
1.
tavsiye etmek. 2. akıl öğretmek. 3. danışmak.
|
| 19. |
against
(edat) |
karşı,
aleyhinde, aykırı.
|
| 20. |
agree
(f.) |
kabul
etmek, anlaşmak, uyuşmak. agreeable (s.) 1. hoş, tatlı.
2. uygun. agreed (s.) kararlaştırılmış. agreement
(i.) anlaşma.
|
| 21. |
alike
(s.) |
benzer,
aynı.
|
| 22. |
allow
(f.) |
1.
izin vermek, bırakmak, müsaade etmek. 2. hoş görmek. allowance
(i.) tahsisat, harçlık, aylık. 2. karşılık. 3. hoşgörü.
4. indirim, tenzilat.
|
| 23. |
almost
(z.) |
hemen
hemen, az daha, takriben, yaklaşık olarak.
|
| 24. |
alone
(z.) |
yalnız,
tek başına.
|
| 25. |
along
(z.) |
1.
boyunca, süresince. 2. yanı sıra, yakın. all along öteden
beri, her zaman. along with ile beraber.
|
| 26. |
although
(bağ.) |
gerçi,
ise de, olmakla beraber.
|
| 27. |
always
(z.) |
daima,
her zaman; her defa.
|
| 28. |
amount
(i.) |
miktar,
yekün, tutar.
|
| 29. |
answer
(i.) |
yanıt,
cevap, karşılık. (f.) 1. yanıtlamak, cevap vermek. 2.
gereksinmeyi karşılamak.
|
| 30. |
anybody
(i.) |
kimse,
herhangi biri, hiç kimse, herkes.
|
| 31. |
anyhow
(z.) |
1.
her nasılsa, ne olursa olsun, her halde. 2. dikkatsizce.
|
| 32. |
anything
(zam.) |
bir
şey, herhangi bir şey, her şey, hiç bir şey.
|
| 33. |
around
(z.) |
etrafına,
etrafında, yakında, cıvarda.
|
| 34. |
arrive
(f.) |
gelmek,
varmak, ulaşmak. arrival (i.) geliş, varış.
|
| 35. |
assume
(f.) |
farz
etmek. assumed (s) 1. farz olunan; hayali. 2. takma.
|
| 36. |
attention
(i.) |
dikkat
|
| 36. |
attend
(f.) |
1.
(toplantıya) katılmak. 2. bakmak. 3. refakat etmek. attendance
(i.) 1. devam. 2. refakat. 3. katılanlar.
|
| 37. |
author
(i.) |
yazaar.
|
| 38. |
away
(z.) |
1.
uzağa, uzakta. 2. bir yana. be away bulunmamak, başka
yere gitmiş olmak. carry away alıp götürmek, sürüklemek.
go away gitmek, ayrılmak. hide away saklamak right
away hemen, derhal. send away başka bir yere göndermek.
|
| 39. |
awful
(s.) |
korkunç,
müthiş, berbat. awfully (z.) çok.
|
| 40. |
awhile
(z.) |
biraz,
kısa bir zaman içinde, bir müddet.
|
|
|
|
| bağ. |
bağlaç |
s |
sıfat |
| edat |
|
ünlem |
|
| f |
fiil |
z |
zarf |
| i |
isim |
zam. |
zamir |
|